Endüstri 4.0 da Robotlar İşimizi Elimizden Al(a)mayacaklar!..

Robot denilince dün aklımıza gelenlerle bugün aklımıza gelenler şüphesiz ki çok farklı. Bilim-kurgu filmlerde gördüğümüz, tenekeden, köşeli ve estetiği olmayan robotlardan; Özellikle otomotiv endüstrisinde öncelikli olarak yerini alan ve artık farklı sanayi kollarında farklı uygulamalar için hızla yayılan, bir noktaya sabitlenmiş, çok eksenli hareket edebilen (kol görünümlü) endüstriyel robotlardan, örümcek robotlara… Teknolojik gelişmelerle birlikte, askeri, tıp/medikal alanlarında kullanılan robotlara… Muhtelif konu ve alanlarda birbiriyle rekabet edebilen ve gittikçe insana benzetilen android robotlara… Ve donanımdan ziyade, farklı işlevselliklerde yazılımsal robotlara…Daha da çoğalacaklar… Her şey çok hızlı gelişiyor ve çok hızlı değişiyor, sona yaklaşıyoruz artık…

Bunca robot türü ve uygulaması saymışken, ‘hala Endüstri 4.0 da robotların işimizi elimizden al(a)mayacağını savunmak biraz tuhaf kalmıyor mu?’ diyenleri duyar gibiyim…

Haklısınız, ama ben de… Neden ve nasıl mı?

 Sebebi var!…

Robotlar, insan gücünün yetmeyeceği (güç, kapasite, standartlık ve işlem hızı gibi) konularda üretimlerde kullanılır…

Yeni teknolojilerin doğmasında kullanılır…

Robotların alınan reaksiyona göre hareket etmesi/karşılık vermesi ile ilgili yapay zekâ çalışmaları, onları otonom yapıdan çıkaracak ve insanların yerini almalarını kolaylaştıracak olsa da, panik yapmaya gerek yok… Gerçeklerle yüzleşmek gerek zira, korkunun ecele faydası yoktur…

Buraya kadar olan kısım, ‘robotların işimizi elimizden almalarına ramak kala’ diyebileceğimiz bir sonuç doğuruyor…

Ama korkmayın! hala ümit var…

Günümüzde, endüstrilerimizin, iş yapış şekillerimizin çoğu bu yapıya uygun değil, öyle kolay değil o, hemen olmaz…

Robot mu, kim görmüş bizim mahallede robotu? Mahallede robot ne arar?…

Mehmet ağabeylerin mutfağındakine de robot diyorlarmış ama sadece meyve suyu sıkıyormuş, endişelenmeye gerek yok…

Hah işte tamda buydu bizi rahatlatacak haber, o da geldi…

Kolay mı öyle robot yatırımı yapmak, robotları çalıştırmak…

Valla hükümetin, bu robotların özlük haklarıyla ilgili de ciddi mevzuatlar ve yüksek vergiler getireceği neyin söyleniveriyodu geçenlerde…

Tamam, tamam… durun bi iki dakika…

Nerden çıktık yola nerelere geldik, ne olacak halimiz, nereye varır sonumuz?

Bi saadete gelelim…

Buhar makineleri ile başlayan Endüstri serüveni 3. Evresini yaşarken, (tartışmaya açık olabilir ama) ihtiyaçların artması ile kısa süre sonra 4. Evreye geçişimizi kaçınılmaz kılıyor.

Her şey dünya üzerinde yaşayan insan popülâsyonu ve onların konfor alanlarını genişleterek mutluluklarını arttırmak için…(Bunu anlatırken, dünya üzerindeki dengelerden/ dengesizliklerden bahsetmeyeceğim. Suya ve gıdaya erişim sayıları gibi iç karartıcı istatistikler de vermeyeceğim.)

Endüstrinin doğasıyla, dünyanın doğasını kıyaslamayacağım bile…

Gerçeklerden… Sadece gerçeklerden bahsedeceğim… Kanıksanmış/kanıksanılması gereken gerçeklerden…

Evet, gelecek çok değişecek… Gelecekte Endüstri 4.0, 5.0, 6.0 lar olacak; bir gün, robotlar da zaruri olarak bu yapılara uyacak. Bugün biz bu endişeleri yaşıyorsak, ileride robotlar da yaşayacak…

Gelecek robotların ve daha gelişmiş robotların kontrolünde olacak…

Şimdi, ‘işimizi neden elimizden al(a)mayacaklar’ ile ilgili kısma gelelim…

Mucit Tekerlekçi Since M.Ö. 3500…

İlk çağlara gidersek…

Şöyle taaa tekerleğin icadına mesela…

Adamın biri (Mucit Tekerlekçi) taşı yontuyor, oyuyor ve tekerleği icat ediyor. Tabii o dönem imkânlar da kısıtlı, talep de, arz da… Zamanla bir başkası daha ondan esinlenerek, kopyalıyor, mevcuttan biraz daha geliştiriyor. Çapı büyütürsek, daha kalınlaştırırsak, daha ağır yükler taşıyabiliriz diyerekten. (Bu yükler, öyle bugünkü gibi tonlar işi değil ha…)

Yıllar geçiyor Lassa (non-sponsored advertising J) üretilmeye başlıyor… Yok şaka yaptım, Lassa’ya var biraz daha…

Taş tekerlerden, ahşap (tahta) tekerleklere, ahşap-metal karışımlı tekerleklere derken…

Aaaa!!!… Bi bakmışız bir anda bizim taş yontmacı teker ustamız işinden olmuş…

Yok, olmamış… Geliştirmiş kendini… Adapte olmuş, yontmadan işlemeye; taştan ahşap ve metale geçmiş ve yeni ürün geliştirmeler yapmış… Markalaşmaya başlamış, kurumsal ‘Brand Name’ini’ oluşturmuş hatta… Onlarca asır böyle süregelmiş bizim ustanın torunları devam ettirmiş dede yadigârı mesleği…

Endüstri 1.0 da, Satıcı’nın Tekerlekçioğlu Holding ile imtihanı…

Derken Endüstri 1.0 çıkagelmiş… Nüfus da artmaktaymış bu aralar… Buhar gücü ile çalışan makineler icat edildikçe ve nüfus arttıkça daha fazla üretilmiş her şey (Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki piramide göre tabii, öyle hemen cep telefonu filan üretilmemiş, Steve Jobs da yok tabi o sıralar ). Daha fazla üretildikçe ve talep edildikçe ürünler, daha uzaklara gitmek gerekmiş. Daha çok, daha hızlı ve daha ileriye… Bunun için trenler ve trenler için de tekerlek gerekmiş çok sayıda…

Aman Allahım! Bir anda zengin olacakmış Tekerlekçioğlu ailesi… En az 500 işçi ile çalışmaları hatta çift vardiyaya geçmeleri gerekiyormuş…

İşe alımlar için İK cı istihdam etmişler, iş görüşmeleri başlatılmış, ihtiyacı fark edenler kariyer siteleri kurmuşlar, kurumsal çalışan eğitimleri organize edilmiş vs.

O sırada, Tekerlekçioğlu YKB ile görüşmek isteyen makine üreticisi bir firmanın satış mühendisi (Prezentabl Satıcı), Mr.Tekerlekçioğlu’nun işlerinin yoğunluğu gerekçesiyle bir türlü randevu alamaz ve kendisiyle görüşemez. Satınalma departman yöneticisinden zar zor randevuyu koparan Satıcı, ilk görüşmede ürettikleri çelik işleme ve döküm makinesinin, gelişen pazar olanakları için fırsat yaratacak bir yenilik olduğunu anlatarak konuya girivermiş. Satınalma yöneticisi kendinden emin ve net bir üslupla: ‘üretimimizi büyütüyoruz, 500 işçi ile, günde 2 vardiyaya çıkartacağız üretim kapasitemizi. Bu nedenle de patron çok yoğun, sizinle görüşemiyor, benim de takım taklavat satınalmaları için Perşembe pazarına gitmem lazım, çok vaktim yok, kataloğunuzu ve teklifinizi bırakın, bakalım’ der. Satıcı, satınalma yöneticisinin dediğini yaparak oradan ayrılır ve beklemeye başlar… Projenin akıbetini öğrenmeyle ilgili yaptığı ziyarette ise acı gerçekle yüzleşir… Aldığı cevap: ‘Maaş ödemelerinden dolayı giderlerimiz yüksek, üretip kazandıkça projeyi değerlendireceğiz. Bu yüzyılda bu yatırımı yapacak durumumuz yok, ileride belki’ der…

Peki deyip çıkar ama, yıkıldığı andır cevval satış mühendisinin… Ve sektörden farklı firma arayış ve ziyaretleriyle geçer günler… Ta ki, vizyonu ve geleceği fikren yakalayıp, riskleri ve krizleri değerlendirerek fırsata çevirebilen bir yatırımcı üreticiyi buluncaya dek… Sonrası malum… Farklılaşarak kazananlar ve aynı kalarak kaybedenler…

Sıkı rekabet nedeniyle imalat maliyetlerini aşağı çekmek üzere işten çıkartılan işçiler ve çağın gereklerine uygun makine-ekipman yatırımı yapılarak ayakta kalmaya çalışmalar…

Şimdi soralım kendimize…

Burada işini kaybedenler önce işe alınıp, işten çıkartılanlar mı? İşçi çalıştırma ısrarıyla, yerinde sayıp fırsatı kaçıranlar mı? Yoksa tekerleğin mucidi Tekerlekçioğlu mu?

Kendimizi içinde bulunduğumuz duruma göre formatlarsak, aynı formatta yaşar ve düşünürüz…

Nasıl yani, şimdi ben lojistikçiyim (forklift kullanıp, tır yüklüyorum) … Lojistik yükleme robotları alınıp ben işimden mi olacağım?

-Hayır kardeşim, sen işinden olmayacaksın… Zira sen, artık forklift kullanan bir lojistikçiye ihtiyaç kalmıyorsa, lojistikçi kalmayacaksın… Kalacaksan da sen bilirsin ama, kalmamalısın…

‘İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları’ modundan çıkartalım kendimizi artık…

Endüstri 4.0, ihtiyaçların ve alışkanlıkların değişmesi nedeniyle geliyor kapımıza…

Daha dün, ‘cep telefonsuz bir hayatta neler yapıyorduk?’ sorusunun cevabını veremiyor; o günleri hatırlamakta zorlanıyoruz…

Tuşlu telefonla mesajları nasıl yazıp nasıl gönderiyorduk?

Bilgisayarlar çıktığında işinden olmayanlar, faks, fotokopi makineleri çıktı diye dükkanını kapatmayanlar kim?

Kunduracılar, terziler, teknolojinin gelişmesiyle yok olmadılar; bilakis form değiştirip profesyonelliğe yöneldi…

Kunduralar artık boya ve tamir gerektirmeyecek şekilde üretiliyor. Ya yan ürünlerle destekleniyor, ya da maliyetleri artık onarım gerektirmeyecek seviyelerde…

Matbaacılık dijital dönüşüm nedeniyle ölmedi, form değiştirdi…

Fotoğrafçılık, dijital makineler, cep telefonları nedeniyle ölmedi, form ve icra alanı değiştirerek, daha büyük potansiyellerde yeni imkanlar yarattı…

Ikea var diye mobilyacılık ölmedi…

Üretim alışkanlıkları değiştikçe, tüketim alışkanlıklarımız da değişti…

O nedenle, biz de bugünün işlerini olması gerektiği gibi yapıyor olursak kaybetmeyeceğiz… Ancak, Endüstri 4.0’da süreçlerimizi ‘İnsanlı’ Üretime göre yapacak ve otonomlaştıracaksak, üretim hızlarımız ve verimliliğimiz nedeniyle yetersiz kalacağız. Tam olarak otonomlaşamayacağımız için de bu işleri yapabilecek robotlara ihtiyaç duyacağız.

Endüstri 4.0 da robotların artması, bizler için risk olmayacak; yeni iş dallarının çıkmasına, farklı istihdam ve kalifiyelik seviyelerinin oluşmasına neden olacak.

20 yıl önce kod yazanların sayısı neydi, bugün ne, yarın bu nasıl evrilecek?

Dün PLC ve PLC programlama bilenlerin sayısı neydi, bugün ne oldu?

Bugün kaç robot ve robot programlayıcısı var, yarın ne olacak?

Cam sanatı, hat sanatı kayboldu diye aç kalanımız var mı? Yok…

Lise mezunlarının rahatça iş bulabildiği ortamlardan, iki yabancı dil bilmek gerekliliğine değişen ve buna adapte olabilen insanoğlu robotlarla çalışmaya da adapte olacak…

İnsanoğlu, doğasına adapte olabilen bir varlık olarak yeni adaptasyonlar geliştirecek, yeni yetkinlikler kazanacak…

İntibak şart ve elzem olacak…

Gidişat yok olmaya/iş kaybetmeye değil, yeni alanlar keşfetmeye, yeni uygarlıklar kurmaya, gelişmeye ve keşiflere gebe…

Bugün yaptığımız mesleğimiz/işimiz, ‘kaybolmuş’ olabilecek, ancak, kaybettiğimiz ‘işimiz’ olmayacak…

Endüstri 4.0, Robotların bizi işimizden edeceği bir devrim değil; yeni işlerimizin olacağı bir devrim olacak…

Kalın Sağlıcakla…

06.06.2017-Salı
Ali Emin ESKİÇIRAK
ÜÇGE Elektronik A.Ş.
Endüstriyel Ürün ve Proje Müdürü
M:+90 549 350 00 93
E:ae.eskicirak@ucge.com.tr
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir